Projeler

Kendine Ait Bir Masa

Masanın hem sanat hem de edebiyatta çok güçlü bir motif olarak yer aldığı belleklerdedir. 5 Mart – 5 Nisan 2014 tarihleri arasında Galeri/MİZ’de görülecek olan ‘Kendine Ait Bir Masa’ sergisini, masa üzerine unutulmaz yorumlar yapan söz konusu yazar ve sanatçıları anımsamadan görmek, bir şeylerin eksik kalmasına neden olabilir.

Modern İngiliz edebiyatının önde gelen yazarı Virginia Woolf, günceleri ile çalışma masası arasında yakın bir ilişki görür. Woolf güncelerinin, tıpkı, zamanı geldiğinde üzerinde düşünmek ve gözden geçirmek üzere kitap ve notlarını üstünde biriktirdiği ve ‘derin’ olarak nitelendirdiği çalışma masasına benzediğini yazar. Günceleri onun yaratılarının ana rahmidir. Güncelerine aldığı notlar, ‘zamanı geldiğinde’, kitaplarına, dolayısıyla, bütüncesine dönüşür. Ancak, satır aralarında okuduğumuz gibi, bunun da arka planında, yapıtlarının olgunlaştığı çalışma masası bulunur. Woolf’un yapıtları, üzerinde, düşünmesine yardımcı olan kitaplar ve notlar biriktikçe seslerini bulur.

Yine bir kült yazar, Franz Kafka da çalışma masasının vurgusunu yapan yazarlar arasındadır. Kafka, dünyayı keşfetmek için odadan çıkmaya gerek olmadığını, masada oturup derin düşünmeyi bildiğimizde dünyanın, kendini ayaklarımızın dibine sereceğini yazar.

Masa dendiğinde sadece modern yazının önde gelen yazarları değil, çağdaş sanatın öncü sanatçıları da akla gelir hemen. Sanatta sadece cinsiyet ayrımcılığı değil, her türlü ayrımcılığa karşı çıkan sanatçıların yaratısı olan Feminist sanatın önemli ismi Judy Chicago’nun Ziyafet adlı yapıtı, masa odaklı çağdaş sanat yapıtlarının başında gelir. Chicago, ayrımcılık karşıtı oluşunu pekiştirmeyi amaçlayarak erkek sanatçıları da bu projesine dahil eder ve toplam otuz dokuz sanatçı birlikte üretir ve çağdaş sanatın kült işlerinden biri ortaya çıkar.

Çağdaş sanatın diğer kült masası başka bir öykü anlatır: Babanın İtlafı. Neredeyse yetmiş yıla yayılan kariyerinde her ürettiği ile sanat tarihinde ayrı bir sayfa açan Louise Bourgeois, babasının kimliğinde zorbalık karşısındaki öfkesini, Babanın İtlafı ile sanata dönüştürürken, aslında baba kimliğinde baskıyı çağrıştıran her kavramı söküp özgürlüğü ve kendini bulmayı sanat aracılığıyla yeniden kurar.

Galeri/MİZ’in 2013’te başlattığı proje bazlı çağdaş sanat sergilerinin ikincisini oluşturan ‘Kendine Ait Bir Masa’ ise, zengin çağrışımlarıyla modern yazın ile çağdaş sanatın en ünlü masalarına yaptığı açık/örtük göndermelerle, çağdaş sanatın son on beş yılında sanatçı tavrını yeniden hatırlatma fırsatı sunuyor. Öncelikle, projeye katkıda bulunan sanatçıların bir grubunun, çağdaş Türk sanatının öncü isimleri olması ve söz konusu sanatçıların işlerinin simgesel çalışmalar olması, sergiyi bir dönem sergisi olarak öne çıkarıyor.

Videodan yerleştirmeye, üç boyutlu objeden sanatçı kitabına uzanan formlarla projeye katılan sanatçıların ortak masası, izleyiciyi oturup çalışmaları incelemeye davet ederken, bir yandan da, işlerin üretiminde izleyicinin görünmeyen ortaklığını ima etmesiyle çok özgün bir girişim olarak iz bırakıyor.