Çiğdem Erbil ‘Renklerin Söylemi’

Çiğdem Erbil ‘Renklerin Söylemi’

19 EKİM – 19 KASIM 2011

Çiğdem Erbil, kimi resminde fon, kimi resminde ise temel öge olarak kullandığı buruşukluk, kırışıklık, büzüşüklük, deformasyon gibi görüntülemeler ile resme üçüncü boyutu çok daha açık ve seçik olarak vermektedir. Bu boyut hem nesnel dünyayı, hem de öznel dünyayı yansıtması bakımından son derece işlevsel gözükmektedir.

Sanatçının sık sık değişen, değişmek durumunda kalan ruh hali, bireyciliğinin sağlam yapısı ile dengelendirilebilmektedir resimlerinde.

Yapıtlarının tümünde iki temel düşünce egemenmiş gibi bir izlenim vermektedir. Biri sınırsızlık ve buna dayalı özgürlük, diğeri ise nesnel dünyadan çok öznel dünyanın karmaşası…

Sanatçı, teknik becerisini, estetik kaygılarıyla son derece başarılı bir şekilde uyuma ulaştırıp biz izleyicilerin karşısına çıkabilmektedir.

Çiğdem Erbil, daha önce açtığı kişisel sergisinde ve ondan sonraki süreç içinde aynı temayı, sayısız anlamlar yükleyerek bizlere sunmaya devam etmektedir. Klasik bir estetik duyarlılıkla, modern bir imgeleme tekniğini birleştirerek tuvalleştirdiği yapıtlarında iç ve dış dünyasındaki hışmı ve karmaşıklığı çok açık ve seçik bir şekilde, üstelik ironik bir dille bize anlatmaktadır, anlatabilmektedir.

Son çalışmalarının tümü gayet tutarlı ve dengeli bir görünüm vermektedir. Her bir yapıtta özgürlük ve içsellik egemen bir anlatı dili gibidir.

Resimlerindeki renk tezatlıkları anlatıyı daha anlamlı kılma açısından çok başarılıdır diyebilirim. Fosforlu bir beyaza kontur hırçın çivit mavisi ya da macenta kırmızısı duygusal sapkınlığı veya iç-dış dünya ikilemini çok açık bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Renk tezatlıkları yanı sıra biçimsel zıtlıklar da dikkatten kaçmayacak kadar güçlüdür.

Çiğdem Erbil’in kimi resimlerindeki içerik, belki de gelecekle ilgili bir umut, yönünden, resimle alıcısı arasında bir beklenti birliği kurar gibidir. Düşler ve umutlar yarına sarılmayı ve ayakta kalabilmeyi anlatır gibidir. 

Renkler ve biçimler bellediklerimizden daha farklısını, daha fazlasını bize anlatabildiği sürece resim de iyi resim, sağlam resim olur kanısındayım. İşte Çiğdem Erbil’in yapıtları bize bu olanağı verebilmektedir.

Sanatçının eserlerinde ele aldığı kimi konular, örneğin eller-eldivenler ve kadın kumaşları feminen temalar olmasına karşın resimlerinde kadınlık, kadınsılık hissedilmez. Kendi adıma, “Bu resmi bir kadın yapmıştır” diyebileceğim hiçbir ürününü görmedim.

Kanımca resim bir ayrıntılar sanatıdır. Bu ayrıntılar bazen bir renk darbesi olabilir, bir kopuk çizgi. Bazen de bu ayrıntı bir tuvale sığabilir bazen de birden fazla tuvale taşabilir. Tıpkı Erbil’de olduğu gibi…

Çiğdem Erbil’in 80X150 cm. boyutunda, yaklaşık 25 tuvalden oluşan “Renklerin Söylemi” dizisi sanatsal ustalığın ve özgünlüğün yanı sıra adeta yaşamın iletilerini bir detay gibi, bir saklı bildiri gibi gizliden gizliye alıcısına sunabilmektedir. Bu seride renk, egemen öge gibi gözükmesine karşın, yan yana ve peş peşe bakıldığında ve kavrandığında renkler geri plana itiliveriyor ve anlatı ön plana çıkıveriyor gibi gözükmektedir.

Çoğu akrilik üzerine yağlıboya yapılmış, kimi iç içe, kimi art arda kontrast renklerden oluşan tablolarda da buruşukluk, bu buruşukluğu bölen, kesen çizgiler yaşamsal parçalanmışlığın simgeleri gibi bir etki yapmaktadır.İyi bir sanat yapıtının sadece estetik bir kaygı yaratmakla yetinmeyip, aynı zamanda iz bırakan bir iletide de bulunmasının kaçınılmazlığını göstermesi açısından Çiğdem Erbil’in resimleri her övgüyü hak ediyor diyebilirim.

E-katalog için tıklayınız

KAPAT